Surah 68 · Meccan · 52 ayahs

القلمAl-Qalam

The Pen

Mushaf page 564

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. 68:1

    نٓۚ وَٱلۡقَلَمِ وَمَا يَسۡطُرُونَ

    Nun. By the pen and what they inscribe

    Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin

  2. 68:2

    مَآ أَنتَ بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ بِمَجۡنُونٖ

    You are not, [O Muhammad], by the favor of your Lord, a madman

    Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin

  3. 68:3

    وَإِنَّ لَكَ لَأَجۡرًا غَيۡرَ مَمۡنُونٖ

    And indeed, for you is a reward uninterrupted

    Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır

  4. 68:4

    وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٖ

    And indeed, you are of a great moral character

    Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir

  5. 68:5

    فَسَتُبۡصِرُ وَيُبۡصِرُونَ

    So you will see and they will see

    Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler

  6. 68:6

    بِأَييِّكُمُ ٱلۡمَفۡتُونُ

    Which of you is the afflicted [by a devil]

    Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler

  7. 68:7

    إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ

    Indeed, your Lord is most knowing of who has gone astray from His way, and He is most knowing of the [rightly] guided

    Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir

  8. 68:8

    فَلَا تُطِعِ ٱلۡمُكَذِّبِينَ

    Then do not obey the deniers

    Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme

  9. 68:9

    وَدُّواْ لَوۡ تُدۡهِنُ فَيُدۡهِنُونَ

    They wish that you would soften [in your position], so they would soften [toward you]

    (Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar

  10. 68:10

    وَلَا تُطِعۡ كُلَّ حَلَّافٖ مَّهِينٍ

    And do not obey every worthless habitual swearer

    Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

  11. 68:11

    هَمَّازٖ مَّشَّآءِۭ بِنَمِيمٖ

    [And] scorner, going about with malicious gossip

    Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

  12. 68:12

    مَّنَّاعٖ لِّلۡخَيۡرِ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ

    A preventer of good, transgressing and sinful

    Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

  13. 68:13

    عُتُلِّۭ بَعۡدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ

    Cruel, moreover, and an illegitimate pretender

    Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

  14. 68:14

    أَن كَانَ ذَا مَالٖ وَبَنِينَ

    Because he is a possessor of wealth and children

    Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin

  15. 68:15

    إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

    When Our verses are recited to him, he says, "Legends of the former peoples

    Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der

  16. 68:16

    سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلۡخُرۡطُومِ

    We will brand him upon the snout

    Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz

  17. 68:17

    إِنَّا بَلَوۡنَٰهُمۡ كَمَا بَلَوۡنَآ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ إِذۡ أَقۡسَمُواْ لَيَصۡرِمُنَّهَا مُصۡبِحِينَ

    Indeed, We have tried them as We tried the companions of the garden, when they swore to cut its fruit in the [early] morning

    Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi

  18. 68:18

    وَلَا يَسۡتَثۡنُونَ

    Without making exception

    Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi

  19. 68:19

    فَطَافَ عَلَيۡهَا طَآئِفࣱ مِّن رَّبِّكَ وَهُمۡ نَآئِمُونَ

    So there came upon the garden an affliction from your Lord while they were asleep

    Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti

  20. 68:20

    فَأَصۡبَحَتۡ كَٱلصَّرِيمِ

    And it became as though reaped

    Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti

  21. 68:21

    فَتَنَادَوۡاْ مُصۡبِحِينَ

    And they called one another at morning

    Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler

  22. 68:22

    أَنِ ٱغۡدُواْ عَلَىٰ حَرۡثِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰرِمِينَ

    [Saying], "Go early to your crop if you would cut the fruit

    Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler

  23. 68:23

    فَٱنطَلَقُواْ وَهُمۡ يَتَخَٰفَتُونَ

    So they set out, while lowering their voices

    Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı

  24. 68:24

    أَن لَّا يَدۡخُلَنَّهَا ٱلۡيَوۡمَ عَلَيۡكُم مِّسۡكِينࣱ

    [Saying], "There will surely not enter it today upon you [any] poor person

    Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı

  25. 68:25

    وَغَدَوۡاْ عَلَىٰ حَرۡدٖ قَٰدِرِينَ

    And they went early in determination, [assuming themselves] able

    Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler

  26. 68:26

    فَلَمَّا رَأَوۡهَا قَالُوٓاْ إِنَّا لَضَآلُّونَ

    But when they saw it, they said, "Indeed, we are lost

    Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler

  27. 68:27

    بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ

    Rather, we have been deprived

    Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler

  28. 68:28

    قَالَ أَوۡسَطُهُمۡ أَلَمۡ أَقُل لَّكُمۡ لَوۡلَا تُسَبِّحُونَ

    The most moderate of them said, "Did I not say to you, 'Why do you not exalt [Allah]

    Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi

  29. 68:29

    قَالُواْ سُبۡحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

    They said, "Exalted is our Lord! Indeed, we were wrongdoers

    Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler

  30. 68:30

    فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضٖ يَتَلَٰوَمُونَ

    Then they approached one another, blaming each other

    Birbirlerini yermeye başladılar

  31. 68:31

    قَالُواْ يَٰوَيۡلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ

    They said, "O woe to us; indeed we were transgressors

    Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik

  32. 68:32

    عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبۡدِلَنَا خَيۡرٗا مِّنۡهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ

    Perhaps our Lord will substitute for us [one] better than it. Indeed, we are toward our Lord desirous

    Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz

  33. 68:33

    كَذَٰلِكَ ٱلۡعَذَابُۖ وَلَعَذَابُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ

    Such is the punishment [of this world]. And the punishment of the Hereafter is greater, if they only knew

    İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler

  34. 68:34

    إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمۡ جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    Indeed, for the righteous with their Lord are the Gardens of Pleasure

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır

  35. 68:35

    أَفَنَجۡعَلُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ كَٱلۡمُجۡرِمِينَ

    Then will We treat the Muslims like the criminals

    Kendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız

  36. 68:36

    مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ

    What is [the matter] with you? How do you judge

    Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz

  37. 68:37

    أَمۡ لَكُمۡ كِتَٰبࣱ فِيهِ تَدۡرُسُونَ

    Or do you have a scripture in which you learn

    Yoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var

  38. 68:38

    إِنَّ لَكُمۡ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ

    That indeed for you is whatever you choose

    Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır

  39. 68:39

    أَمۡ لَكُمۡ أَيۡمَٰنٌ عَلَيۡنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ إِنَّ لَكُمۡ لَمَا تَحۡكُمُونَ

    Or do you have oaths [binding] upon Us, extending until the Day of Resurrection, that indeed for you is whatever you judge

    Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır

  40. 68:40

    سَلۡهُمۡ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ

    Ask them which of them, for that [claim], is responsible

    Sor onlara: "Bunu kim üzerine alır

  41. 68:41

    أَمۡ لَهُمۡ شُرَكَآءُ فَلۡيَأۡتُواْ بِشُرَكَآئِهِمۡ إِن كَانُواْ صَٰدِقِينَ

    Or do they have partners? Then let them bring their partners, if they should be truthful

    Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler

  42. 68:42

    يَوۡمَ يُكۡشَفُ عَن سَاقٖ وَيُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ

    The Day the shin will be uncovered and they are invited to prostration but the disbelievers will not be able

    O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı

  43. 68:43

    خَٰشِعَةً أَبۡصَٰرُهُمۡ تَرۡهَقُهُمۡ ذِلَّةࣱۖ وَقَدۡ كَانُواْ يُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمۡ سَٰلِمُونَ

    Their eyes humbled, humiliation will cover them. And they used to be invited to prostration while they were sound

    O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı

  44. 68:44

    فَذَرۡنِي وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِۖ سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَيۡثُ لَا يَعۡلَمُونَ

    So leave Me, [O Muhammad], with [the matter of] whoever denies the Qur'an. We will progressively lead them [to punishment] from where they do not know

    Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız

  45. 68:45

    وَأُمۡلِي لَهُمۡۚ إِنَّ كَيۡدِي مَتِينٌ

    And I will give them time. Indeed, My plan is firm

    Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır

  46. 68:46

    أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرٗا فَهُم مِّن مَّغۡرَمٖ مُّثۡقَلُونَ

    Or do you ask of them a payment, so they are by debt burdened down

    Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır

  47. 68:47

    أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَيۡبُ فَهُمۡ يَكۡتُبُونَ

    Or have they [knowledge of] the unseen, so they write [it] down

    Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar

  48. 68:48

    فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلۡحُوتِ إِذۡ نَادَىٰ وَهُوَ مَكۡظُومࣱ

    Then be patient for the decision of your Lord, [O Muhammad], and be not like the companion of the fish when he called out while he was distressed

    Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti

  49. 68:49

    لَّوۡلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعۡمَةࣱ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ مَذۡمُومࣱ

    If not that a favor from his Lord overtook him, he would have been thrown onto the naked shore while he was censured

    Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı

  50. 68:50

    فَٱجۡتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

    And his Lord chose him and made him of the righteous

    Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı

  51. 68:51

    وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَيُزۡلِقُونَكَ بِأَبۡصَٰرِهِمۡ لَمَّا سَمِعُواْ ٱلذِّكۡرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجۡنُونࣱ

    And indeed, those who disbelieve would almost make you slip with their eyes when they hear the message, and they say, "Indeed, he is mad

    Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı

  52. 68:52

    وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكۡرࣱ لِّلۡعَٰلَمِينَ

    But it is not except a reminder to the worlds

    Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir

Arabic text: The Noble Qur'an Encyclopedia. Translations: Saheeh International and Diyanet İşleri via Tanzil.net.