Surah 53 · Meccan · 62 ayahs

النجمAn-Najm

The Star

Mushaf page 526

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. 53:1

    وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ

    By the star when it descends

    Batmakta olan yıldıza and olsun ki

  2. 53:2

    مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ

    Your companion [Muhammad] has not strayed, nor has he erred

    Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır

  3. 53:3

    وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ

    Nor does he speak from [his own] inclination

    O, kendiliğinden konuşmamaktadır

  4. 53:4

    إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيࣱ يُوحَىٰ

    It is not but a revelation revealed

    Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir

  5. 53:5

    عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ

    Taught to him by one intense in strength

    Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş

  6. 53:6

    ذُو مِرَّةٖ فَٱسۡتَوَىٰ

    One of soundness. And he rose to [his] true form

    Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş

  7. 53:7

    وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ

    While he was in the higher [part of the] horizon

    Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş

  8. 53:8

    ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

    Then he approached and descended

    Sonra yaklaşmış ve inmiştir

  9. 53:9

    فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ

    And was at a distance of two bow lengths or nearer

    Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu

  10. 53:10

    فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ

    And he revealed to His Servant what he revealed

    Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti

  11. 53:11

    مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

    The heart did not lie [about] what it saw

    Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı

  12. 53:12

    أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

    So will you dispute with him over what he saw

    Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız

  13. 53:13

    وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ

    And he certainly saw him in another descent

    And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür

  14. 53:14

    عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ

    At the Lote Tree of the Utmost Boundary

    And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür

  15. 53:15

    عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ

    Near it is the Garden of Refuge

    Orada Me'va cenneti vardır

  16. 53:16

    إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ

    When there covered the Lote Tree that which covered [it]

    Sidre'yi bürüyen bürüyordu

  17. 53:17

    مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

    The sight [of the Prophet] did not swerve, nor did it transgress [its limit]

    Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı

  18. 53:18

    لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ

    He certainly saw of the greatest signs of his Lord

    And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü

  19. 53:19

    أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّـٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ

    So have you considered al-Lat and al-'Uzza

    Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz

  20. 53:20

    وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ

    And Manat, the third - the other one

    Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz

  21. 53:21

    أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ

    Is the male for you and for Him the female

    Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı

  22. 53:22

    تِلۡكَ إِذٗا قِسۡمَةࣱ ضِيزَىٰٓ

    That, then, is an unjust division

    Öyleyse bu haksız bir paylaşma

  23. 53:23

    إِنۡ هِيَ إِلَّآ أَسۡمَآءࣱ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَٰنٍۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ

    They are not but [mere] names you have named them - you and your forefathers - for which Allah has sent down no authority. They follow not except assumption and what [their] souls desire, and there has already come to them from their Lord guidance

    Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir

  24. 53:24

    أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

    Or is there for man whatever he wishes

    Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır

  25. 53:25

    فَلِلَّهِ ٱلۡأٓخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ

    Rather, to Allah belongs the Hereafter and the first [life]

    Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır

  26. 53:26

    ۞وَكَم مِّن مَّلَكٖ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغۡنِي شَفَٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓ

    And how many angels there are in the heavens whose intercession will not avail at all except [only] after Allah has permitted [it] to whom He wills and approves

    Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz

  27. 53:27

    إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ

    Indeed, those who do not believe in the Hereafter name the angels female names

    Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar

  28. 53:28

    وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِي مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡـٔٗا

    And they have thereof no knowledge. They follow not except assumption, and indeed, assumption avails not against the truth at all

    Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez

  29. 53:29

    فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا

    So turn away from whoever turns his back on Our message and desires not except the worldly life

    Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma

  30. 53:30

    ذَٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ

    That is their sum of knowledge. Indeed, your Lord is most knowing of who strays from His way, and He is most knowing of who is guided

    Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir

  31. 53:31

    وَلِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـُٔواْ بِمَا عَمِلُواْ وَيَجۡزِيَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ بِٱلۡحُسۡنَى

    And to Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth - that He may recompense those who do evil with [the penalty of] what they have done and recompense those who do good with the best [reward]

    Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir

  32. 53:32

    ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةࣱ فِي بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡۖ فَلَا تُزَكُّوٓاْ أَنفُسَكُمۡۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

    Those who avoid the major sins and immoralities, only [committing] slight ones. Indeed, your Lord is vast in forgiveness. He was most knowing of you when He produced you from the earth and when you were fetuses in the wombs of your mothers. So do not claim yourselves to be pure; He is most knowing of who fears Him

    Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir

  33. 53:33

    أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰ

    Have you seen the one who turned away

    Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü

  34. 53:34

    وَأَعۡطَىٰ قَلِيلٗا وَأَكۡدَىٰٓ

    And gave a little and [then] refrained

    Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü

  35. 53:35

    أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

    Does he have knowledge of the unseen, so he sees

    Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor

  36. 53:36

    أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ

    Or has he not been informed of what was in the scriptures of Moses

    Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki

  37. 53:37

    وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓ

    And [of] Abraham, who fulfilled [his obligations]

    Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki

  38. 53:38

    أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ

    That no bearer of burdens will bear the burden of another

    Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez

  39. 53:39

    وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

    And that there is not for man except that [good] for which he strives

    İnsan ancak çalıştığına erişir

  40. 53:40

    وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ

    And that his effort is going to be seen

    Onun çalışması şüphesiz görülecektir

  41. 53:41

    ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ

    Then he will be recompensed for it with the fullest recompense

    Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir

  42. 53:42

    وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ

    And that to your Lord is the finality

    Doğrusu son varış Rabbinedir

  43. 53:43

    وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ

    And that it is He who makes [one] laugh and weep

    Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur

  44. 53:44

    وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا

    And that it is He who causes death and gives life

    Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur

  45. 53:45

    وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰ

    And that He creates the two mates - the male and female

    Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur

  46. 53:46

    مِن نُّطۡفَةٍ إِذَا تُمۡنَىٰ

    From a sperm-drop when it is emitted

    Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur

  47. 53:47

    وَأَنَّ عَلَيۡهِ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰ

    And that [incumbent] upon Him is the next creation

    Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur

  48. 53:48

    وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغۡنَىٰ وَأَقۡنَىٰ

    And that it is He who enriches and suffices

    Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur

  49. 53:49

    وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعۡرَىٰ

    And that it is He who is the Lord of Sirius

    Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur

  50. 53:50

    وَأَنَّهُۥٓ أَهۡلَكَ عَادًا ٱلۡأُولَىٰ

    And that He destroyed the first [people of] 'Aad

    İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur

  51. 53:51

    وَثَمُودَاْ فَمَآ أَبۡقَىٰ

    And Thamud - and He did not spare [them]

    İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur

  52. 53:52

    وَقَوۡمَ نُوحٖ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ هُمۡ أَظۡلَمَ وَأَطۡغَىٰ

    And the people of Noah before. Indeed, it was they who were [even] more unjust and oppressing

    Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi

  53. 53:53

    وَٱلۡمُؤۡتَفِكَةَ أَهۡوَىٰ

    And the overturned towns He hurled down

    Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur

  54. 53:54

    فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

    And covered them by that which He covered

    Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur

  55. 53:55

    فَبِأَيِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

    Then which of the favors of your Lord do you doubt

    Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin

  56. 53:56

    هَٰذَا نَذِيرࣱ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلۡأُولَىٰٓ

    This [Prophet] is a warner like the former warners

    İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır

  57. 53:57

    أَزِفَتِ ٱلۡأٓزِفَةُ

    The Approaching Day has approached

    Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır

  58. 53:58

    لَيۡسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

    Of it, [from those] besides Allah, there is no remover

    Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur

  59. 53:59

    أَفَمِنۡ هَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ تَعۡجَبُونَ

    Then at this statement do you wonder

    Bu söze mi şaşıyorsunuz

  60. 53:60

    وَتَضۡحَكُونَ وَلَا تَبۡكُونَ

    And you laugh and do not weep

    Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz

  61. 53:61

    وَأَنتُمۡ سَٰمِدُونَ

    While you are proudly sporting

    Habersiz oyalanmaktasınız

  62. 53:62

    فَٱسۡجُدُواْۤ لِلَّهِۤ وَٱعۡبُدُواْ۩

    So prostrate to Allah and worship [Him]

    Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin

Arabic text: The Noble Qur'an Encyclopedia. Translations: Saheeh International and Diyanet İşleri via Tanzil.net.